Kapadokya’da Ezgi Sorman’la sound healing deneyimi yaşadık ve uzmandan günlük hayatınıza uygulayabileceğiniz 3 pratikle içsel dengenizi yeniden kurmanın yollarını öğrendik.
“Sound healing” (sesle şifa), modern dünyanın stresine karşı bedenin, zihnin ve ruhun doğal dengesine yeniden dönmenin en saf yollarından biri olarak öne çıkıyor.
Modern hayatımızın gürültüsü içinde sessizliği duymak giderek zorlaşıyor. Oysa bedenin, zihnin ve kalbin yeniden dengeye gelmesi için bazen sadece doğru frekansa ihtiyacı var. Ezgi Sorman’ın rehberliğinde Kapadokya’daki sound healing seansı, bu farkındalığı derinden hissettiren bir deneyim oldu. Gongların ve kaselerin yankısıyla başlayan bu yolculuk, âdeta sesin üzerimizdeki dönüştürücü gücünü görünür kıldı.
Biz de Sorman’la sesi bir şifa aracına dönüştüren bu pratiği, sound healing’in özünü ve geleceğini konuştuk.
Ezgi Sorman Kimdir?
“Ses bazen bir gongun yankısıdır, bazen de içimizdeki sessizliğin kapısı.”

Ezgi Sorman, Dr. Deepak Chopra’nın Türkiye’deki ilk öğrencisi ve asistanı. New York’ta finans sektöründe çalışırken kronik migren atakları yaşayan, yoga ve meditasyonla kendi şifasını bulan ve bu dönüşümü bir yaşam misyonuna dönüştüren bir öğretmen.
Bugün Kapadokya’da kurduğu Ezgi Sorman Meditasyon Okulu’nda sound healing, meditasyon ve bilinç çalışmalarıyla modern hayatın gürültüsü içinde insanın kendi iç sesine yeniden alan açıyor. Sesi bedene, zihne ve kalbe yeniden bağlayan pratiğiyle, iyileşmeyi bireysel deneyimden kolektif bir hatırlama alanına taşıyor.

Sound Healing Nedir ve Nasıl Çalışır?
Ezgi Sorman’ın Tanımıyla:

“Sound healing’i bir terapi değil, bilincin yeniden akort edilmesi olarak tanımlıyorum. İnsan kelimeden önce sese doğar. Bu yüzden ses, zihnin değil ruhun hatırladığı dildir.”
Görsel: Unsplash
Bilimsel Boyut: Titreşim ve Beden
Sound healing, belirli frekanslardaki ses dalgalarının bedenin hücrelerinde yarattığı rezonans üzerine kurulu. Özellikle vagus siniri çalışmaları, ses terapisinin stres tepkisini azalttığını ve parasempatik sinir sistemini aktive ettiğini gösteriyor. Gong, Tibet kâsesi ve şaman davulu gibi enstrümanların yarattığı titreşimler, bedenin doğal iyileşme mekanizmalarını tetikliyor.
Görsel: Unsplash

Deneyimsel Boyut: Kelimesiz Dönüşüm

Ezgi Sorman, ilk kez Bhutan’da, iki kutsal davul arasında hareketsiz otururken bunu deneyimlemiş ve kendi ifadesiyle o an “durgunluğun sesini” duymuş. “Ve anladım,” diyor, “iyileşme, düşünceni yönettiğin anda değil, düşünce seni bıraktığında başlar.”
Görsel: Unsplash
“Ses bir tek bedene değil, zamanın hafızasına da dokunur. Bazen ilk tepki bedensel olur ama asıl değişim çoğu zaman kelimesizdir. Kimi gözyaşıyla açılır, kimi hafifler, kimi susar. Ama herkes aynı şeyle çıkar: ‘Ne olduğunu bilmiyorum ama içimdeki çok eski bir şeyi bıraktım galiba.’
Artık biliyorum: Beden iyileşmiyor, en saf haliyle izin veriyor.”
Yolculuğun Başlangıcı: New York’tan Kapadokya’ya
Onun yolculuğu bir tapınakta değil, New York’ta bir finans merkezinde başlamış. Private banking departmanında çalışan, dışarıdan kusursuz görünen ama içten içe tükenen genç bir kadınmış. Yıllarca modern tıbbın çözüm bulamadığı kronik migren atakları yaşamış.

Yoga ve meditasyon hayatına bir “merak” olarak değil, son çare olarak girmiş. İlk nefeste bedeni rahatlamış, ikinci nefeste zihni… ama üçüncüde fark etmiş ki: “Bir yere geri dönüyor.” “Bu basit bir egzersiz değildi,” diyor, “özümle ilk kez temasa geçişimdi.” Söze şöyle devam ediyor: “Yıllar sonra anladım ki migren ataklarım bana hep aynı şeyi soruyormuş: ‘Bu hızın içinde beni gerçekten duyan bir yer var mı?’ Dış başarı insanı büyütmez, sadece hızlandırır. Gerçek yolculuk, insanın bunu fark ettiği anda başlar.”
Deepak Chopra ile Buluşma

Bir gün, hayat çok planlı gibi görünürken önünde derin bir senaryo açılmış. Deepak Chopra’nın ekibi, çalıştığı bankada finansal danışman arayışındaymış. Yani Ezgi Sorman onu değil, o Ezgi’yi bulmuş.
“O gün anladım,” diyor. “Hayat bazen seni aradığın şifaya götürmez, iyileşme ayağına da gelebilir.”
“Deepak bana şöyle demişti: ‘Bilgi hâlâ seni bile titretiyorsa onu öğretmiyorsun, paylaşıyorsundur.’ Gerçek aktarım kelimelerle değil, varoluş tavrıyla yapılır. Bir cümlesini hiç unutmam: ‘You don’t manifest from effort. You manifest from state.’
Yani dönüşüm eylemden değil, frekansın gerçeğe dokunma anından doğar.”
Kapadokya’da Meditasyon Okulu’nun Doğuşu

İlk kez Bhutan’da iki kutsal davul arasında hareketsiz otururken sound healing’in gücünü deneyimlediğini söylemiştik. Ama asıl dönüm noktası Kapadokya’da yaşanmış. Gündoğumunda yapılan bir meditasyonda onlarca insan tek bir ortak enerjiye dönüşmüş. O anda içinden şöyle geçmiş: “Meditasyon bireysel bir pratik değil, kolektif bir hatırlama alanı.”
İşte Ezgi Sorman Meditasyon Okulu o sabah, Kapadokya’da doğmuş.
Ezgi Sorman okulu şöyle anlatıyor: “Biz şehir insanı olarak iç huzuru kaybetmedik, hatırlama refleksimizi yitirdik. Bu yüzden okulun felsefesi ‘kaçış’ üzerine değil, günlük hayatın içinde enerji alanını değiştirebilme üzerine kurulu. Meditasyon bir zaman ayırma değil, zamana hükmetme biçimi bizce.”
Bir Seansta Neler Oluyor?
Ezgi Sorman, bununla ilgili “Bir seansa gelen biri neyle karşılaşacağını bilmez,” diyor. “Ama en saf anlatımla: ‘Hissetmekten kaçamayacağınız ama anlamak zorunda olmadığınız bir alan.’
Kimi gözyaşıyla açılır, kimi hafifler, kimi susar. Ama herkes aynı şeyle çıkar: ‘Bir şey yerli yerine oturdu.’”
Günlük Hayatta Ses Pratiği: 3 Basit Uygulama

Ezgi Sorman, pratiklerinin çok ritüelli değil, bilakis oldukça doğrudan olduğunu anlatıyor ve ekliyor: “Zamanım yok, diyenlere önerim şu: Meditasyona başlamadan önce bile değişim mümkün. İşte günlük hayata entegre edebileceğiniz üç basit pratik:
Sabah: Alarm Yerine İlk Doğal Ritim
- Güne ‘Alarm’la Değil, İlk Doğal Ritimle Uyanın. İç Sesinizi Dinleyerek.
Nasıl Yapılır: Gözünüzü açtığınız ilk 30 saniye, hiçbir şey yapmadan sadece şunu fark edin: ‘Oto pilotta bir hayata mı uyandım, yaşayan hayata mı?’ Bunun için bir dakikaya bile ihtiyacınız yok. Enerji akışı süreyle değil, farkındalıkla çalışır.
- Gün İçinde: Sessizliğe Dönün
İnsan sessizliği kaybetmedi. Sadece düşünceyi ‘iç ses’” sanmaya başladı. Sorun gürültüde değil, gürültüye bağımlı zihin yapısında.
Nasıl Yapılır: Günde bir kez, sadece 3 derin nefes alın. İlk nefeste beden rahatlar, ikinci nefeste zihin… üçüncüde fark edin: ‘Bir yere geri dönüyorum.’ Bu sizin özünüzle ilk temasınız.
- Akşam: Su ile Temizlenme Ritüelini Yapın
Akşamları mutlaka suyla kapatın çünkü su hafızayı temizler. Ve her günü şu sözlerle bitirin:
‘Bugün kendime ve olan her şeye teşekkür ediyorum.’
Bazen bu teşekkür çok zor ve anlamsız olsa da… Bunu her söylediğinizde, iç dengeniz yeniden hizalanır.
Nasıl Yapılır: Duş alırken ya da sadece ellerinizi/yüzünüzü yıkarken suyun teninize temasıyla birlikte derin bir farkındalıkla içinizden şu cümleyi geçirin:
‘Bugün tam olması gerektiği gibi oldu… Şimdi bu günü kapatıyorum. Suyun temizliğiyle üzerimden akıtıyorum. Günün tüm yorgunluğunu, ağırlığını bırakıyor, kendimi yeni bir frekansa teslim ediyorum.’
Bu basit ama güçlü cümle, hem bedeni hem de ruhu arındırarak günü huzurla tamamlamaya bir davettir.”
Sesin Geleceği: Sound Healing Nereye Gidiyor?

Ezgi Sorman, sound healing’in önümüzdeki yıllarda kişiye özel enerji haritalarına evrileceğini öngörüyor. Ona göre bu alan, kişiye özel bir bilinç teknolojisine dönüşecek. İyileşmeden yaratım frekansına geçiş… yani sadece hastalık sonrası değil, bilinçli genişleme öncesi bir alan…
Görsel: Pexels
“Artık bu disiplin ‘alternatif tıp’ değil, paralel bir zekâ biçimi. Konuşmadan şifa değil; titreşerek dönüşüm,” diyor. “Psikoterapi, travma terapisi ve vagus siniri çalışmalarıyla ciddi birleşme alanları açıldı bile. Sound healing alternatif değil, paralel zekâdır. Konuşmadan şifa değil, titreşerek metamorfozdur.”
Son Söz…
Son sözü Ezgi Sorman şöyle söylüyor: “Daha dengeli, daha huzurlu bir yaşam arayanlara ilk cümlem şudur:
Bugün hayatı yönetmeye mi çalışacağım, yoksa onunla aynı ritme mi gireceğim? Huzur, kontrolü ele geçirmekten değil; kontrol etme ihtiyacının zihnini terk edişinden doğar. İlk adım eylem değil, titreşimdir. Ve bazen o sadece tek bir cümledir: ‘Bugün bırakıyorum; her şey olması gerektiği gibi aksın… ama ben bambaşka bir frekansta olayım.’
İşte dönüşüm, tam da orada başlar.”
Kapak Görsel: Pexels


