Psikolojik dayanıklılık, zor günlerde ayakta kalmakla sınırlı değil; o günlerden güçlenerek çıkabilme becerisi. Harvard Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Christopher Willard’ın OGGUSTO’ya özel paylaştığı görüşler, hem liderlikte hem de aile yaşamında bu beceriyi nasıl geliştirebileceğimize ışık tutuyor.
“Psikolojik Dayanıklılık”: Zor Zamanlarda Ayakta Kalmanın Yeni Tanımı
Psikolojik dayanıklılık kavramı sadece kişisel gelişimde değil, iş dünyasında, ebeveynlikte ve liderlikte de önemli bir rol oynamaya başladı. Har Institude, tam da bu ihtiyaca odaklanarak açılışlarına özel olarak Harvard Üniversitesi’nden Dr. Christopher Willard’ı ağırladı.

Klinik psikolog ve mindfulness uzmanı Dr. Willard, İstanbul’da özel bir eğitim verdi. Dr. Willard’ın Türkiye’ye gelişinin arkasında ise uzun süredir onunla birlikte çalışan tanıdık bir isim var: Klinik Psikolog Suzi Amado.
Etkinliğin ev sahipliğini, Har Institude’un Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı olarak Duygu Sökmen Akyazıcı üstlendi.
Eğitim ve dijital dönüşüm alanında deneyimiyle Akyazıcı, kurumlara ve bireylere yönelik çağdaş, uygulamalı programlar geliştiriyor. Har Institude profesyonel gelişimi destekleyen yenilikçi eğitim modelleri sunmaya devam ediyor.

Biz de OGGUSTO olarak bu özel buluşmada yer aldık ve Dr. Willard’a günümüz dünyasında dayanıklılığın ne anlama geldiğini sorduk. Yanıtlar düşündürücü ve bir o kadar da ilham vericiydi…
Nedir Psikolojik Dayanıklılık?
Günümüzde sık sık duymaya başladığımız bir kavram: psikolojik dayanıklılık. Peki ama bu tam olarak ne demek?

Harvard Üniversitesi’nde uzun yıllardır zihin sağlığı, farkındalık ve liderlik üzerine çalışan Dr. Chris Willard’a göre, bu kavram sadece zor zamanlara göğüs germek değil, aynı zamanda bu zorlukların içinden daha da güçlenerek çıkmak anlamına geliyor.
“Dayanıklılık, hayal kırıklıkları, stres ve zorluklar karşısında yeniden toparlanabilmek… Hatta belki de eskisinden daha güçlü şekilde geri dönebilmek demek. Sadece hayatta kalmak değil, bu zorlukların içinden geçerek gerçekten gelişmek ve büyümek.

İster bireysel hayatlarımızda, ister aile içinde, isterse büyük şirketlerde… Bu beceri, artık herkes için vazgeçilmez bir temel haline geldi.”
Liderler, Çocuklar ve Aileler… Dayanıklılığın Yapısı Aynı mı?

Çocuklar, aileler ve liderler gibi farklı gruplarla temas eden biri olarak sizce psikolojik sağlamlığın dinamikleri herkes için aynı mı, yoksa farklı yollar mı gerekiyor diye sorduğumuzda Dr. Willard şöyle yanıt veriyor: “Aslında şaşırtıcı derecede benziyorlar. Dayanıklılığın temelinde duygusal zekâ, duyguları düzenleyebilme, olaylara geniş çerçeveden bakabilme ve büyüme fırsatlarını fark edebilme becerileri var.
Çocuklardan liderlere kadar herkes için geçerli bu prensipler. Farkındalık, pozitif psikoloji, şükran ve takdir duygusuyla desteklenebilir.” “Elbette ailelerde de aynı prensipler geçerli,” diyor Willard: “Aktif dinleme, açık iletişim ve gelişime açık bir zihinle yaklaşmak… Bunlar hem çocuklara hem şirket kültürüne hem de aile ortamına entegre edilebilir.”
Mindfulness Liderlikte Neden Kritik?
Willarda bu konuda şöyle diyor: “Günümüz liderlik dünyasında artık sadece kararlar değil, nasıl bir zihinle karar verdiğiniz de önemli. Mindfulness, sanılanın aksine düşünceleri susturmak değil; onları daha net görebilmektir. Hangi düşünceler bize hizmet ediyor, hangileri engel yaratıyor, bunu ayırt edebilmemizi sağlar.”

“Bu bakış, stresin ötesine geçmemize, olayları daha berrak görmemize ve geçmişten gelen yükleri azaltmamıza yardımcı olur. Aynı zamanda öz düzenleme, duygusal ve sosyal zekâyı da güçlendirir; zorluklara karşı hızlı ve etkili şekilde yanıt verme becerisi kazandırır.”

Dr. Willard’a göre mindfulness liderler için özellikle üç açıdan fark yaratıyor: Daha dengeli kararlar verme, daha iyi stres yönetimi ve ekipleriyle güçlü güven ilişkisi kurabilme. Bunların hepsi bugün iş dünyasında belki de en çok aranan özellikler.
“Ayrıca mindfulness kişide bir tür ‘mevcudiyet’ geliştirir ki bu da karizmaya oldukça yakın bir şeydir. Organizasyon içinde, ailede ya da ilişkilerde daha fazla güven oluşturur. Aynı zamanda kişinin kendine olan güvenini de artırır. Mindfulness zor bir pratiktir; bu nedenle alçakgönüllülük de geliştirir. Liderler için çok önemli değerler bunlar… Liderlerin her zaman haklı olmadıklarını fark edebilmeleri gerekiyor.”
Dayanıklı Olmak Güçsüzlüğü Göstermemek midir?
Psikolojik dayanıklılık çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Sanki hiç kırılmamak, hiç duygusal görünmemek gibi…
Başlıktaki soruya Willard şöyle yanıt veriyor: “Hayır. Bence kırılganlık göstermekle tevazu göstermek farklı şeyler. Bazen güçlü durmak gerekir. Ama aynı zamanda kendi güçlü ve zayıf yönlerimizi farkında olmak da önemlidir. Böylece eksik yönlerimizi farklı yollarla destekleyebiliriz. Bu da bizi daha etkili kılar.

Ama bütün bunlar öz farkındalıktan geçer. Bir duruma girdiğimizde, güçlü yönlerimizi ön plana koyarak hareket etmeliyiz, zayıf yönlerimizi değil. Bunu en iyi şekilde yapabilmek için önce onları tanımamız gerekir. Böylece bu alanları geliştirebilir, daha etkili bir lider haline gelebilirsiniz.”
Duygular Bulaşır mı?
“Kesinlikle evet,” diyor Willard. “Duygular gerçekten bulaşıcıdır. Bir lider stresliyse ekip de gerilir. Ama eğer lider umutlu, pozitif ve farkında bir şekilde ortamda bulunuyorsa bu da ortama yayılır. İyimserlik, perspektif, duygusal farkındalık, tüm bunlar da bulaşıcıdır. Duygularımızı ne kadar iyi dengeleyebilirsek, ne kadar dayanıklı olabilirsek, bu hem kendimiz hem de çevremiz üzerinde o kadar etkili oluruz.

Bence yöneticilerin bu temelleri öğrenmeleri çok önemli: Nefes farkındalığı, mindfulness, öz düzenleme, pozitif psikoloji… Sadece sorunlara değil, fırsatlara da odaklanmak. Ne zaten iyi gidiyor, onu nasıl çoğaltabiliriz, eksiklerimizi nasıl telafi edebiliriz, yeni bakış açıları nasıl geliştiririz gibi.
Çünkü stresliyken yaratıcılığımız kapanır. Stresle başa çıkabildiğimizde, daha yaratıcı olabiliriz; problemleri çözmek için yepyeni yollar görebiliriz. Yani beynimiz yeni fikirlere, yeni yönetim biçimlerine, kendi hayatımız ve işimiz için yeni fırsatlara açılır. Yani liderin kendi farkındalığı, sadece kendisini değil, tüm ekibi dönüştürebilir.”
2026’ya Giderken En Önemli Liderlik Yetkinliği Ne Olacak?

Willard şöyle yanıtlıyor: “Bence esneklik. Yani olup bitene hızlı, etkili ve sakince yanıt verebilme becerisi. Dünya çok öngörülemez bir hal aldı: Enflasyon, savaşlar, doğal afetler, politik belirsizlikler… Tüm bu değişkenler karşısında liderlerin soğukkanlı kalabilmesi, panik yapmadan çözüm geliştirebilmesi, kurumları ayakta tutmak için büyük önem taşıyor.”
Peki Günlük Hayatta Küçük Ama Etkili Neler Yapabiliriz?
Dr. Willard, günlük yaşamına küçük farkındalık anları yerleştirmeye özen gösterdiğini söylüyor:
“Örneğin asansör beklerken telefonuma sarılmak yerine birkaç derin nefes alıyorum. Taksi beklerken çevreme bakıyorum, gökyüzünü izliyorum. Bu küçük anlar, stres seviyemi düşürüyor ve zihnimi tazeliyor.

Günün sonunda ise kendi hayatında sıkça uyguladığı iki küçük alışkanlık var:
- Kendine şu soruları sormak: Bugün ne iyi geçti? Ne daha iyi olabilirdi?
- Aile içinde yapılan “gül – diken – tomurcuk” ritüeliyle günü kapatmak.
- Gül: Günün en güzel anı
- Diken: Zorlayıcı bir an
- Tomurcuk: Yarın için umut veren bir şey
Sabahları da kendine küçük bir ritüel yaratmış:
“İlk kahvemi içerken bütün duyularımı işin içine katıyorum. Kokusu, sıcaklığı, tadı… Birkaç dakikalık bu dikkat, günü bambaşka bir yerden başlatıyor.”
Ayrıca gün içinde birkaç dakikalık kontrollü nefes egzersizleri yaptığını ve uyumadan önce olumlu anları hatırladığını paylaşıyor. Ona göre, bu küçük ama düzenli pratikler hem yaratıcılığı artırıyor hem de hayatın zorluklarına karşı daha güçlü bir duruş sağlıyor.
Son Olarak… Bu Beceriler Öğrenilebilir mi?

“Psikolojik dayanıklılık, doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceri,” diyor Dr. Willard. “Gerek ailede, gerek iş dünyasında, gerekse liderlik pozisyonlarında bu becerinin aktif olarak desteklenmesi, bireysel başarıyı ve kurumsal sürdürülebilirliği doğrudan etkiliyor.
Eğer siz de bireysel ya da kurumsal yaşamınızda daha sağlam adımlarla yürümek istiyorsanız ilk adım farkında olmaktan geçiyor. Kendinizi tanımak, stresle nasıl başa çıktığınızı gözlemlemek ve küçük pratiklerle günlük yaşamınıza mindfulness katmak… Hepsiyle birlikte, zorluklar karşısında sadece hayatta kalan değil; güçlenen ve büyüyen biri olmak mümkün.”
Dr. Willard’ın mesajı net: Dayanıklılık öğrenilebilir. Önemli olan küçük adımlarla başlamak. Siz de günlük yaşamınıza farkındalık katmaya başladığınızda, zorlukların sadece üstesinden gelmekle kalmayacak; onlardan güç almayı da öğreneceksiniz.


